23.05.2009

Bir sahne var aklımda...

Kastı henüz tamamlanmamış, senaryosu bitmemiş bir filmden...

Ne replik var ne de fon müziği... Üzerimizde uçuşan martıların, dalgaların hafif hafif kumlara vurmasıyla çıkan seslerin dışında hiçbir ses yok. Nefes alışını bile zar zor duyorum. Denize dönmüşüz yüzümüzü. Güneş batmak üzere, tatlı bir kızıllık sarmış her yanı. Gelen güneşin ışıklarıyla ekranda iki siyah karartı gibiyiz. Başımı omuzuna koyuyorum usulca. Bütün kırıklarım, sızılarım, kederlerim uçuveriyor, martılar gibi. Başımı omuzundan kaldırmaya korkuyorum, kaldırırsam dalgalar gibi geri geleceklerini biliyorum. Sessizce yüzüme bakıp gülümsüyorsun... Ne replik var ne fon müziği... Koluna giriyorum usulca, elimi tutyorsun şevkatle. Ne sen ne de ben düşünüyoruz dünyayı, olan biteni. Her şeyin üzeri örtülmüş gibi, sadece sen ve ben varız, sen ve ben. Beynim bomboş ama aynı zamanda her köşesi seninle dolu. Her yer rengarek ama aynı zamanda bembeyaz. Beyazın huzuru sarmış her yanımızı. Huzur beyaz, beyaz sen, sen huzursun... Ve ben sadece huzur istiyorum...

16.05.2009

Bahar!

Bahar geldi... (Gerçi bu memlekette bahar yok, yaz-kış var :))
Kuşlar cıvıldasın, çiçekler açsın...
İnsanlar daha çok gülsün, daha kolay aşık olsun...
Sevgililer parklarda, bahçelerde elele, dizdize otursun...
Hava almaya çıkalım akşam vakti, çekirdek çitleyelim bir bankta...
Dört duvar arasına tıkılmışken havanın güzelliğine sevinsek bi üzülsek mi bilmeyip haftasonlarının daha çok tadını çıkaralım...
Yol kenarındaki cılız çiçekler bir sevdiceğin saçlarında hayat bulsun...
Rengarek giyinsin herkes...
Aptal bir gülümseme olsun yüzlerde...
Sıcaklar içimizi ısıtsın...
Hafif rüzgarlar kederleri uçursun...
Yağmur yağarsa, "Berekettir" densin...
Ben susayım, sustuklarım konuşsun...


"Kazandıklarım bitti, yitirdiklerim kaldı
Söylediklerim gitti, dinlediklerim kaldı
Bir bilmek ülkesinin, düşün iline vardım
Öğrettiklerim gitti, öğrendiklerim kaldı
Arif Nihat ASYA"