AŞTİ'den metro'ya bindim (ya da Ankaray desem daha doğru olcak sanırım :)), kulağımda kulaklık Manga'nın son albümünü dinliyorum. İki adam bindi, ikisi de esmer. İkisinin elinde de küçük valizler, ürkek ama heyecanlı bir tavırları vardı. Birinin gözleri kıpkırmızı. Nereye oturacaklarını bilemeden öylece bakındılar, bir o tarafa bir bu tarafa gittiler. Sonra hemen yanımdaki koltuklara oturdular, valizlerini aramızdaki koridora koydular. Tavırları mıydı tuhaf gelen, görüntüleri mi bilmem ama "canlı bomba" olduklarını düşündüm birden, o kısacık an içinde o valizlerden birinde bomba olsa olacakları düşündüm...En yakında ben olduğum için vücudumun geleceği hali, abimin başıma bişey geldiğini farkedip beni arayıp telefonuma ulaşamaması, televizyon kanallarında kırmızı şeritlerle son dakika haberlerinin geçmesi, haberleri gören annemin telaşla beni, abimi araması, beni metroya bırakan arkadaşımın beni taksiye bindirmediği için duyacağı pişmanlık, haberi alan arkadaşlarımın arkamdan söyleyeceği şeyler, okulda tören yapılması... Hepsi o kadar kısa bir an içinde beynime üşüştü ki...
Sonra utandım kendimden, belli ki yol yorgunluğundan gözleri kızarmış... Belli ki iyi bilmiyorlar Ankara'yı, belli ki AŞTİ'nin son durak olduğunun farkında değiller, gidecekleri yere o trenin götürüp götürmeyeceğinden emin değiller, hatta belki de ilk defa çıkıyorlar küçük şehirlerinden, korkuyorlar benden onlardan korktuğumdan daha fazla...
Utançla bir tek şey geçti içimden...
"Tertemiz yurdum insanından korkma güdüsünü kimler nasıl yerleştirdi içimize?"
Bunu yapanlardan, kendimden utanıyorum...
Ben bazen, insan olmaktan utanıyorum...
1 yorum:
elinde bavul olan herkese "potansiyel suçlu gözüyle bakma hastalığı" sadece sende yok, eminim son günlerde herkes bu rahatsızlıktan muzdarıp.. Olanlar bizi paranoyaklaştırdı sanrım yapcak bişi yok :)
Yorum Gönder